Aylık arşivler: Haziran 2011

Mercedes-Benz Driving Experience Day '11

Alman otomotiv devi Mercedes-Benz, son yıllarda birçok üreticinin yaptığı gibi sosyal medyada daha girişken olmak adına, düzenlediği Driving Experience Day ’11 organizasyonunda blog yazarlarını misafir etti. 25 Haziran tarihinde Polonezköy Village Park’ta düzenlenen organizasyon sırasında markanın çeşitli modellerini çevre yollarda test etme şansı edindim.

Ortamın güzelliğinden, yemeklerin bolluğundan ve -kazanmış da olsak- motorsuz otomobil montajı yarışmasından bahsetmeden hemen araçlara geçmek istiyorum zira sürüşünü yaptığım araçlar hakkında konuşulacak çok şey var.

Öncelikle kötü haberden başlamak istiyorum. Organizasyonda kurcalama fırsatı bulduğumuz C250 Coupé‘yi malesef test edemedik. Şimdilik fotoğraflarıyla yetinmemiz gereken aracı buraya tıklayarak bol bol inceleyebilirsiniz.

Kötü haberi geçer geçmez kullanma şansı bulduğum ilk otomobil olan C180’i yazmak istiyorum. Geçtiğimiz yıl makyajlanan C Serisi daha dinamik bir görünümle karşımıza çıkarken C180 modeli, bagaj kapağında yazan “Kompressor” kelimesini kaybetmiş. Artık Avrupa’da olduğu gibi 1.8 litre hacimli motorla donatılan araç kompresör yerine turbo beslemeli olarak sunuluyor. 156 beygir güç, 250 Nm tork üretebilen motor 7 ileri vitesli şanzımanla uyumlu biçimde işliyor. Mercedes’in en iyi yaptığı işlerden olan şanzıman ve frenler C Serisi‘nin bu giriş modelinde bile dikkat çekiyor. Sık kullanımda yorulmayan frenler hem dengeli bir yavaşlama sağlıyor hem de performanslarını uzun süre muhafaza edebiliyor. Manuel değişime de imkan tanıyan otomatik şanzımanın geçişlerini hissetmek için çaba sarf etmek gerekirken hem performans hem de tüketim değerlerinde manuel kardeşinden daha iyi olmayı başarması harika.

Test ettiğim ikinci araç olan Smart Fortwo, 71 beygir güç üretebilen 1 litre hacimli benzinli motoru ve 5 ileri vitesli, yarı otomatik şanzımanıyla sportif sürüşler için yaratılmış olmasa da sertçe ayarlanmış süspansiyon sistemi sayesinde virajlı yollarda bile güven veriyor. Tavanı yerinden çıkartılıp bir cabriolet gibi kullanılabilen aracın bu özelliği, minik dış boyutlarıyla birleşince sürüşü oldukça zevkli bir araç elde edilmiş oluyor. Mercedes’in güven veren fren performansı bu araçta da bulunurken yokuşta kaydırma yapabilen şanzıman ve sert fren pedalı üzerinde biraz daha çalışılabilir.

Son olarak kullanma şansı bulduğum araçsa benim tarzıma en uygun olanıydı: SLK 200 BlueEFFICIENCY. Metal tavanlı küçük roadster akımının öncüsü olan SLK Serisi‘nin 3. nesli de diğerleri gibi etkileyici bir araç olmuş. Tasarımı süperspor model SLS AMG‘den etkilenen otomobilin genel hatları önceki nesillerde olduğundan daha sert. SLS AMG‘nin etkilerini iç mekanda da görmek mümkün. Yuvarlak havalandırma ızgaraları, alt kısmı düzleştirilmiş ve köşeli bir göbeğe sahip direksiyon simidi, dik orta konsol ve vücudu saran koltuklar tam bir spor otomobilde olması gerektiği gibi.

1.8 litre hacimli benzinli motorun 184 beygir güç, 270 Nm tork üretebilen aşırı beslemeli versiyonunu kullanan test aracı C180’de de kullanılan 7 ileri vitesli otomatik şanzımanla donatılmış. Şanzıman ve fren sistemi söze gerek bırakmayacak derecede iyi olan SLK rijiditesi yüksek temelleri sayesinde tavanı açıkken bile burulma emaresi göstermiyor. Çok dengeli bir yol tutuşa sahip olan aracın motor sesi ve süspansiyon konforu da sportif kullanıcıyı tatmin eder nitelikte.

Her modeli bir başka özelliğiyle öne çıkan Daimler-Benz grubunun bu üç aracını kısa da olsa test edebilmek güzeldi. Gelecekte daha uzun bir dönemi kapsayan testlerini yapmak dileğiyle…

Organizasyon sırasında çekilen fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

BMW X1

BMW’nin küçük SUV modeli X1 yeni motorlarına kavuşuyor. Ürün gamını daha ekonomik hale getiren motorların her ikisi de 2 litre haciml ve turbo besleme sunuyor.

X1 sDrive20d EfficientDynamics isimli modelde görev yapan 2 litre hacimli turbo Diesel motor 163 beygir güç, 380 Nm torkla ortalama 4.5 litre/100 km gibi bir tüketim değeri sunuyor. Aracın bu derece cimri olabilmesi için dört tekerlekten çekiş sistemi kullanmayan BMW, 6 ileri vitesli manuel şanzıman, vites değiştirme zamanı göstergesi, daha aerodinamik jantlar, fren enerjisi geri kazanma sistemi, düşük yuvarlanma dirençli lastikler, start/stop sistemi ve elektrikli hidrolik direksiyon gibi donanımları standart olarak sunmuş.

X1 sDrive20i ED ve dört tekerlekten çekişli xDrive20i ED modelinde kullanılan 2 litre hacimli benzinli motorsa 184 beygir güç, 270 Nm tork üretebiliyor. Arkadan itişli model 0’dan 100 km/s sürate 7.4 saniyede ulaşabilirken dört tekerlekten çekişli versiyon aynı sürate ulaşmak için 7.8 saniyeye ihtiyaç duyuyor.

Diesel modelin EfficientDynamics paketiyle aynı donanımları sunan benzinli versiyonların arkadan itişli modeli hem 6 ileri vitesli manuel hem de 8 ileri vitesli otomatik şanzımanla ortalama 7.1 litre/100 km’lik tüketim verisine sahipken Dört tekerlekten çekişli model manuel şanzımanla 7.7, otomatikleyse 7.6 litre/100 km’lik değerlere ulaşabiliyor.

Audi TT-RS Limited Edition

Alman üretici Audi, TT modelinin en güçlü seri üretim versiyonu RS‘in Avustralya pazarı için geliştirdiği sınırlı seri üretim örneğini tanıttı. 45 adet üretilecek olan otomobil 7 ileri vitesli yarı otomatik S Tronic şanzımanla sunulmakta.

8.460 Avustralya Doları değerinde opsiyonu ücretsiz olarak sunan Audi bu opsiyonların arasında 19 inç çaplı, 5 kollu jantlar, siyah stil paketi, sportif egzoz, adaptif farlar, Bose ses sistemi, LED ambiyans ışıklandırması, metalik boya ve genişletilmiş deri paketi bulunuyor.

Turbo beslemeye sahip 2.5 litre hacimli motoru 340 beygir güç, 450 Nm tork üretebilen TT-RS dört tekerlekten çekiş sistemi ve S Tronic şanzımanıyla 0’dan 100 km/s sürate 4.3 saniyede ulaşabilmekte.